
Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında tüketim olarak en son sırada yer alan ve ülkemizin yıllık potansiyelinin henüz sadece %10’nu kullanan doğal mineralli sular sektörünün kısa zaman içerisinde yabancı firmaların sektöre girmesi ve tüketicilerin talebine bağlı olarak büyük değişimlere sahne olacağı aşikârdır.
Bu bağlamda, Jeotermal Kaynaklar Ve Doğal Mineralli Sular kapsamında ülkemizde ve özellikle Jeolojik ve stratejik (temin, üretim, işletme ve lojistik avantajları bakımından) olarak Marmara Bölgesi’nde keşfedilmiş ve keşfedilmeyi bekleyen yüksek rezervuar değerlerine sahip kaynak suları ve gazlı/gazsız doğal mineralli su kaynakları bulunmaktadır.

İşbu kaynaklar ve potansiyel kaynak sahaları muhatabı firmalar için vazgeçilemez bir değere sahiptir. İktisadi olarak bir işletmenin kuruluş amacının talebe yönelik hizmet vermenin yanında sürekli ve karlı bir büyüme olduğu düşünüldüğünde, bu sürekliliğin sağlanması için yerine getirilmesi gereken iki önemli konu bulunmaktadır:
- İşletmenin sahip olduğu mevcut kaynakların sürekliliğini ve korunmasını sağlamak, bu konuda gerekli bilimsel ve idari önlemler almak.
- Pazar koşulları ve artan talebe bağlı olarak yeni kaynak, kaynak noktası ve su sahaları keşfederek üretim sürecine dahil etmek.
Yukarıda yer alan konu başlıkları ile ilgili olarak yapılması önem arz eden çalışmalar aşağıdaki gibidir:
- İşletmelerin varlığının temel taşlarından biri niteliğindeki mevcut kaynaklardan elde edilen suyun debisi ve kimyasal yapısı; zamana, çeşitli jeolojik faktörlere ve insan kaynaklı dış müdahalelere bağlı olarak değişim göstermektedir. Bu değişimi düzenli olarak izlemek (monitoring) ve değişime neden olan denetlenebilir olumsuzlukların giderilmesine yönelik ilgili mühendisler nezaretinde bilimsel ve teknik uygulama çalışmaları gerçekleştirilmelidir.
- Mevcut kaynak, su noktaları ve su kuyularının biyolojik ve kimyasal kirlenmeye karşı çeşitli çevresel kirleticilerden korunması ile yakın çevrede bulunan su noktaları ve kuyulardan yapılacak çekimlerin kaynak debilerini etkilememesi için bilimsel çalışmaların yapılması ve çeşitli önlemlerin alınması zaruridir.

- Bu duruma yönelik olarak, ilgili kanun maddesinde yer alan Kaynak Koruma Alanları Etüdü ve düzenlenmesi gereken Kaynak Koruma Alanları Etüt Raporu, sadece prosedürü yerine getirme amaçlı hazırlatılmamalıdır. Yetkin ve uzmanlık sahibi bir Jeoloji Mühendisi tarafından elinde bulunan emsal örneklerden de faydalanarak yapılacak detaylı bir çalışma, sebep sonuç ilişkilerini ortaya koyarak kısa ve uzun vadede işletmeniz ve kaynaklarınızın korunması açısından yol gösterici olacaktır. Hazırlanan rapor aynı zamanda firma için idari yaptırımlar gerçekleştirebilmesine de yardımcı olacaktır.
- Mevcut su noktaları ile kaynakların devamlılığının sağlanması ve korunması kadar yeni su rezervlerinin bulunması ve üretim hattına entegresi de firmalar için uzun vade planlamalarında düşünülmesi gereken konuların başında gelmektedir.
- Şirketin ruhsat sahibi olduğu sahalar bünyesinde ya da ruhsat başvurusu yapılacak yeni sahaların belirlenmesi aşamasında, sahaların ihtiva edebileceği gizli ve görünür su potansiyelinin belirlenmesi, çok katmanlı bir Jeolojik çalışmayı gerektirir.

- Öngörülen çalışmanın doğru biçimde yapılması ve elde edilen sonuçların birbirine nazaran istikrarlı olması, çalışmayı gerçekleştiren Jeoloji Mühendisi yahut ekibin sahip olduğu bilgi, deneyim, uygulama ve gerekli ekipmanları kullanabilme becerisi ile doğru orantılıdır. Bu noktada konuya yönelik çalışılması düşünülen kişi ve firma hakkında yapılacak seçimler, işverene maddi ve manevi olarak büyük avantajlar kazandırabileceği gibi büyük zararlara da yol açabilir.
- Tüm bu süreçlere yönelik olarak; sadece işi yapmak ile işi hakkıyla doğru biçimde yapabilmenin farkı, bir şirketin en önemli departmanlarından birinin başına meziyet ve yetkinlikleriyle o makamı hak edenle sadece tanıdık ricasıyla gönderilen biri arasında seçim yapmak ile eş anlamlıdır. Ortaya çıkan fayda yahut zarar kişilerden önce kurumlara etki edecektir.



