3

Mineralli ve sıcak sular ile soğuk kaynak suları, doğal olarak yer yüzeyine çıkan ve yeraltı kaynaklı sular olarak tarih boyunca insanlığın ilgi odağı olmuştur. Doğal olarak bol miktarlarda “kaynamaları”, bu suların kullanımını kolaylaştırmıştır. Buralarda kurulan çeşme ve havuzlarda içme ve banyo amaçlı değerlendirilmişlerdir. Doğal sıcak ve/veya mineralli sular ve kaynak suları içme ve kullanım suyu olarak tüketilmelerinin dışında, dinlenme, eğlence ve daha önemlisi tedavi amaçlı hemen her çağda ve her uygarlıkta kullanılmışlardır. İnsanoğlu yüksek sıcaklıklarda (20 0C’nin üzerinde) yeryüzüne ulaşan termal ve mineralli suları daha çok banyolar şeklinde kullanırken, daha düşük sıcaklıklarda (20 0C’nin altında) olanları içme suyu olarak değerlendirmiştir. Tedavi amaçlı kullanım, sıcak mineralli su kaynaklarının bulunduğu yörelerde “kaplıca”ların, soğuk mineralli su kaynaklarının bulunduğu yerlerde ise “içmece”lerin gelişmesine yol açmıştır.

Artesian_well_Virttaa

Başlangıçta doğal mineralli sular ve memba sularını depolanmaları ve kaplara doldurulup başka ortamlarda içilmelerinin niteliklerini bozduğu görüşü öne sürülmüştür. Daha sonraları, bilim ve teknolojideki gelişmeler her mineralli su için bu görüşün doğru olmadığını ortaya koymuştur. Bu arada Avrupa’da doğal mineralli suların sıcak olanlarının soğutularak, soğuk olanlarının ise doğrudan şişelenmeleri gerçekleştirilmiş, böylece bu suların kaynaklandıkları yerlerin dışında da yaygın tüketilmesi olanağı yaratılmıştır. Şişelenen mineralli suların günlük fizyolojik su gereksiniminin karşılanmasında kullanılması geleneği halen her Avrupa ülkesinde ve birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede yaygın olarak sürmektedir. Ülkemizde mineralli sular; maden suyu ya da maden suyu sodası adı altında şişelenmektedir.

soda_soda

Halkımızın, kısaca soda diye de andığı şişelenmiş mineralli su tüketimi, ülkemizde, giderek artıyor olsa da Avrupa ülkeleri düzeyinin çok altındadır. Oysa ülkemiz, sıcak ve soğuk mineralli su kaynakları açısında zengin ülkeler arasındadır. Türkiye toprakları üzerinde 1500 ila 3000 arasında termal ve mineralli su kaynağı bulunduğu ileri sürülmektedir. Diğer yandan ülkemiz, günlük hayatımızda içme ve kullanım suyu olarak yer alan memba suları açısından da zengindir. Ve Türkiye insanının tercih ettiği içme suyu genellikle düşük mineralli, sert olmayan doğal kaynak suyu olagelmiştir.

TANIMLAR

Doğal mineralli sular ve kaynak suları, su çevrimi sırasında yeraltında, meteorolojik sular ile magma kaynaklı (juvenil) suların değişik oranlarda karışması ile oluşurlar. Bu doğal süreçte, yeraltında farklı Biçimlerde rezervuarlarda mineralli sular depolanır. Uygun kırık hatları (faylar) veya jeolojik yapılar olan bölgelerde yeraltındaki mineralli sular kendiliğinden yeryüzüne çıkarak doğal mineralli su kaynaklarını oluştururlar. Günümüzde yeraltında hidrojeolojik etütlerle rezervuarları saptanan mineralli sular, bu rezervuarlardan sondaj ile yapay olarak da yeryüzüne alınabilmektedirler.

Cenote_Dzitnup_Mexico

Mineralli sular oluşma süreçleri sırasında insan aktiviteleri sonucu toprağa karışan kirleticilerden (örneğin atık ve kanalizasyon suları, gübreler, sanayi maddeleri, deterjanlar gibi evsel atıklar, pestisitler gibi tarım ilaçları) etkilenmezler. Başka bir deyişle günümüz dünyasının olumsuz bir gerçeği olan biyolojik ve kimyasal kirleticiler doğal mineralli sulara bulaşmazlar; başka bir deyişle bulaşmamalıdırlar. Doğal mineralli su kaynaklarının korunmalarının yasal zorunluluk haline getirilmesinin gerekçesi bu olguya dayanır. Doğal mineralli sular kimyasal ve bakteriyolojik olarak temizdirler. Bu temizliklerinin göstergesi olarak birtakım mikrobiyolojik ve kimyasal parametreler ve bunların uyarıcı ve sınır değerleri geliştirilmiştir.

biggroundwater

Doğal mineralli sular yeraltındaki çevrimleri sırasında toprakta (kayaçlarda) bulunan birtakım element ve maddeleri çözündürürler. Bunlar arasında insanda beslenme fizyolojisinde rol oynayan ve olumlu etkileri olanlar da vardır.

Diğer yandan, bazılarının insan sağlığı üzerinde olası olumsuz etkileri, bazılarının da su kalitesini olumsuz etkilemeleri nedeniyle, mineralli suların içerisinde belirli elementlerin, belirlenmiş sınır değerler üzerinde bulunmaları istenmez.

Doğal mineralli sularda kimyasal bireşim, debi ve sıcaklık değişmezliği iki açıdan önem kazanır. Birincisi, doğal oluşum sürecinin sürekliliğini ve sabitliğini gösterir. İkincisi, kullanım ve tüketimde içerik kalitesi ve güvencesi sağlar.

Buraya kadar sıralanan özellikleri nedeniyle doğal mineralli sular ve doğal kaynak (ya da memba) suları kavramları altında,

  • Yeraltında korunmuş bir su kaynağından doğal olarak yeryüzüne çıkan ya da sondaj gibi yöntemlerle kaynağından yapay olarak yeryüzüne çıkarılan
  • Temiz, yani kaynağından kimyasal ve mikrobiyolojik kirlenmeye uğramamış olan
  • Beslenme fizyolojisi açısından yararlı bazı madde ve mineralleri içeren, ancak sağlığa zararlı maddeler içermeyen
  • Bazı mineral ve maddeleri ise belirlenmiş sınır değerler üzerinde içermeyen
  • Sıcaklık, debi, mineral bileşimi ve düzeyleri gibi nitelikleri uzun yıllar (20–30 yıl) önemli düzeyde              (± %20’nin üzerinde) bir değişikliğe uğramayan
  • Şehir su şebeke sisteminden alınmamış olan
  • Şişelenmiş ya da ambalajlanmış halde içilebilir su niteliğinde piyasaya verilen

Doğal yer altı suları toplanmaktadır.

bwater

Doğal mineralli su ile doğal kaynak suyunu ayıran en temel özellik ise çözündürdükleri toplam katı madde miktarıdır. Genellikle;

  • Doğal mineralli sular; 500–1000 mg./lt. üzerinde çözünmüş katı madde içeren, Doğal Kaynak Suları ise; 500 mg./lt. altında toplam çözünmüş katı içeren doğal yer altı suları olarak nitelenmektedir.
  • Aslında, tüm yer altı doğal sularını bir bakıma mineralli sular başlığı altında toplamak yeterlidir.
  • Nitekim Avrupa Birliğindeki yasal düzenlemede kaynak suyu kavramı esas alınmış ve buna göre çözündürdükleri katı madde düzeylerine göre “çok düşük mineralli” (50 mg./lt.’nin altında), “düşük mineralli” (500 mg./lt.’nin altında), ve “zengin mineralli” (1500 mg./lt.’nin üzerinde) şeklinde sınıflandırma yapılmıştır. Buna göre kaynak suları çok düşük ve düşük mineralli sular sınıfına denk düşmektedir. (AB, 80/777/EEC)

*Prof. Dr. M. Zeki KARAGÜLLE'YE ait bir makaleden alıntılanmış olup gerek görülen yerlerde imla düzeltmeleri ve teknik terim ilaveleri yapılmıştır.

Etiket Bulutu